Bir hayal yakalayabilmek için bakmaktaydım
Sait Faik Abasıyanık’ın Semaver adlı kitabını okuyorum. Şehri Unutan Adam adlı hikayesinde şöyle bir paragraf dikkatimi çekti.
Akşam oluyordu. Köşe başındaki tütüncüye uğradım. Güneş, satılmamış edebiyat mecmualarının üstündeydi. Tütüncü dükkânındaki edebiyat mecmualarıyla aynı dükkâna vuran akşam ışığı arasında bir nükte, bir hayal yakalayabilmek için bakmaktaydım.
Bu kitabı okumadan önce Daido Moriyama’nın How I Take Photographs kitabında sorduğu soru aklımdaydı: What do you want to capture. Moriyama’ya göre neyin fotoğrafını çekmek istediğimi bilmeli ve ona odaklanmalıydım. Fakat Sait Faik’in buradaki bakış açısı da hoşuma gitti. Sait Faik durmuş, ışık düşen bir sahneye bakarak bu sahnenin kendisinde birtakım çağrışımlar yapmasını bekliyor.
Az önce Saul Leiter’in All About Saul Leiter kitabı geldi. İçerisinden şöyle bir alıntı buraya çok iyi oldu:
I like it when one is not certain of what one sees. When we do not know why we are looking at it, all of a sudden we discover something that we start seeing. I like this confusion.